Belki ben o günden çok daha evvel, köprü başında sallanarak bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. Belki ben o günden çok daha sonra , matruş çenemde ak bir sakalın izi sağ kalacağım... Ve ben o günden çok daha sonra: sağ kalırsam eğer, şehrin meydan kenarlarında yaslanıp duvarlara son kavgadan benim gibi sağ kalan ihtiyarlara, bayram akşamlarında keman çalacağım... Etrafta mükemmel bir gecenin ışıklı kaldırımları Ve yeni şarkılar söyleyen yeni insanların adımları...
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz. Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril. Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var, Yüz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a. Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım. Yüz bin gözle seyrederim seni, Istanbul'u. Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında
ŞİİRLERİ ÇOK SEVERİM BAZEN KONUŞMANIN YERİNİ ALIRLAR.. SİZE BU 3. MSJ. AMA GİTMİYOR NEDEN?
MODERN DESTAN Akşam savaş alanına inince Düşman yenilmişti. Çınlayarak telgraf telleri Haberleri ötelere iletti.
Bir ucunda dünyanın kabardı o zaman Bir bağrış ve parçalandı gökkubbede Azgın ağızlardan taşan Ve delice göğe kabaran bir çığlık. Soldu sarardı ilenmekten bin dudak. Bin yumruk vahşi bir öfkeyle sıkıldı.
Ve öbür ucunda dünyanın Sevinç çığlıkları parçalandı gökkubbede Bir şehvet kutlaması bir kudurma bir tepinme Dolu bir soluma ve göğüs germe. Eski duayı deşti durdu bin dudak Bin el inanla kavuştu ve sonsuz.
Gecenin ileri bir saatinde Söylüyordu telgraf telleri Savaş alanında kalan ölüleri… İşte o an, dostun düşmanın sesi kesildi.